AKSAM ONLINE – İnci – Dr_ Gıyasettin EKİCİ – Çocukluk çağı korkuları

İNCİ
 

03 Şubat 2002 Pazar
Dr. Gıyasettin EKİCİ / Çocukluk çağı korkuları
0-6 yaş grubu çocuklarda daha çok somut korkular görülür. Cin, şeytan, peri, öcü gibi soyut korku nesneleri de çocukların zihinlerinde somutlaştırılarak, fiziksel-bedensel olarak zarar verici nesneler haline getirilerek algılanır. Her çocuk, hatta her insan karanlıktan bir miktar korkar. Ancak güvensiz çocuklarda bu daha fazla ve rahatsız edici düzeyde olabilir. Çocuğa anlatılan öyküler, masallar, olaylar onun belirsizliklerle dolu dünyasında derin izler bırakır. Bu nedenle masallar, öyküler anlatılırken çocuğun iyimser ama ihtiyatlı olmasını sağlayacak, abartılı korku unsurları içermeyen anlatımlar seçilmelidir. Masallar ve öyküler çocukların hayal dünyalarını genişleten, hayal kurma yeteneklerini geliştiren yararlı araçlardır. Yukarıda saydığımız olumlu özelliklere dikkat etmek ne yazık ki günümüzde çocukların epey bir zamanını çalan televizyon için daha güç olmaktadır.

Anneler dikkat etmeli…

Anneler ve babalar, özellikle anneler çocuklarını iyi davranışlara yöneltmek, bazen de istemedikleri davranışlardan alıkoymak için onları korkuturlar. Örneğin ‘yere ekmek dökersen seni melekler çarpar… karanlık çöktükten sonra dışarı çıkarsan cin çarpar… Evden uzaklaşırsan seni öcü kapar…’ gibi sözlerle onları korkutarak kontrol altında tutmaya çalışabilir. Ama bu korkular çoğu zaman devam eder, çocuğun ve ailenin yaşantısını olumsuz yönde etkilemeye başlar. Evin hemen karşısındaki bakkaldan ekmek almaya gitmez olur. Gece tuvalete gitmek için uyuyanlardan birini uyandırmak zorunda kalır. Biraz büyüyünce korkuyorum demeyi kendisine yakıştırmaz ve başka gerekçeler ve bahaneler öne sürer. Bazen buna aileyi hatta kendisini bile inandırdığı da olur. Ama bütün bu sorunların annenin çocuğun masum dünyasına, risklerini düşünmeden soktuğu bu gerçek olmayan düşünceler ve korkular yatar.

Erişkinlikte de sürer mi?

Çocukluğumuzda içimize kök salan duygular erişkinlik yaşımızda da çoğu zaman bazen aynen, bazen de maskelenerek değişik biçimlerde sürülebilir. Asıl önemi de buradan gelir. Birçok konuda çok mantıklı, bilgili olan, sağlıklı düşünen bir erişkin insan kendisinin ve çevresinin çok anlam veremediği korkulara sahip olabilir. Örneğin, çocukluğunda bir at tarafından ısırılmış ve canı yanmış bir çocuk, bu olayı büyüyünce tamamen unutabilir. Ancak büyük ve ata benzer tüm hayvanlara karşı duyduğu korku devam edebilir. Tıpkı bunun gibi küçükken ‘gece ıslık çalarsan cinleri çağırmış olursun…’ diyen bir annenin çocuğu büyüyünce bu sözü unutabilir ama gece ıslık çalmaktan çekinmeye ve korkmaya da devam edebilir.

Öneriler

Anne-babaların çocuklarını eğitirken asla gerçek dışı bilgi vermemelerini öneririm. Kendilerince iyi, olumlu kabul ettikleri bir amaca erişmek için onları yönlendirirken asla yalan söylememelilerdir. Onların ‘biraz sonra unutur’ şeklinde düşünerek söyledikleri rastgele bir sözün bile çocuğun dünyasında kalıcı izler bırakabileceğini, çocuk bunların gerçek olmadığını öğrendiği anda da kendilerine yönelik ciddi bir güvensizlik oluşturacağını bilmelidir. Çocukları muhtemel tehlikelere karşı uyarırken de abartıya kaçmamalı, onların temkinli hareket etmelerini sağlayacak ancak bir korku buhranı ya da güven bunalımına neden olmayacak tarzda bilgilendirmelidir. Örneğin: ‘Evde yalnızken kimseye kapıyı açma, kimseyle konuşma, kötü adamlar dolaşıp çocukları öldürüyor’ yerine ‘bazı kötü niyetle insanlar eşyalarımızı çalmak isteyebilir, size de kötü davranabilirler… Tanımadığınız insanlara karşı dikkatli olun’ demek daha doğrudur.