ust

 

 

 

 

Psikiyatrist Dr. Gıyasettin Ekici

 

 

Ana Sayfa Kimdir ? Ulaşım İletişim

Randevu için arayınız

***

0.212

sol

 

MESLEKİ YAZILARI

Annelik Hüznü

Bunama

Cinsel Sorunlar

Deprem

Depresyon

Dövmeler

Emzirme dönemi psikolojisi

Evlilik Sorunları

Hipnoz

Hizmetler

İlaçlı Tedavi

Koruyucu

Maskeli depresyon

Okul çağı sorunları

Oyuncaklar ve çocuklar

Panik

Psikiyatrist ?

Psikoterapi

Ruhsal Check-Up

Sosyal Fobi

Stres

Şizofreni

 

RÖPORTAJLAR

Aşkın anatomisi

Bebek evliliğe darbe mi?

Çocuğunuz, eşinize karşı saygılı olduğunuzu görsün

Daha daha ne alsak

Hukuku içselleştirmek ve suç

Mutsuz olanın sevgiye ihtiyacı var

Ne olursa olsun umut sizinle kalsın

Erkek ve kadın arasında Psikoseksüel farklılıklar

Okul korkusu

Pearcing

Sıkıntı Maske

Solaklık bir kusur değildir

Şizofreni deyince

Yaş dönümü
Yeni yılda yeni şeyler düşünmek gerek

 

Okul çağı sorunları

 

OKUL ÇAĞI SORUNLARI

 

Okul çağı derken daha çok 6-12 yaşları arası dönemi kastediyoruz. Ancak bu dönemi diğer dönemlerden bütünüyle kopuk ele almanın mümkün olamayacağını ,  6 yaşın altındaki ve 12 yaşın üstündeki dönemlerle de zorunlu olarak geçişkenlikler göstereceğini bilmek durumundayız. Çocuğun gelişimi bir süreç halinde ortaya çıkar ve her dönem kendinden önceki dönemlerin birikimleri üzerine kurulur. Yani bir bakıma onu içinde barındırır.

                 

Çocuğun gelişiminin temel basamaklarını ve bu basamaklardaki sorunları çok ana hatlarıyla ele almadan önce bir iki temel bilgiyi paylaşmak istiyorum.

Her yaştaki insanın ruhsal gereksinimleri arasında önemli iki temel gereksinim vardır:

1-sevmek ve sevilmek

2-kendisi ve başkaları için değerli olmak

 

Sağlam ve sağlıklı bir kişilik gelişimi için çocuğun bu temel gereksinimlerinin doyurulması ve ilerde kendi kendisine bu gereksinimlerini karşılayabilecek bilgi ve donanımı edinmesi sağlanmalıdır.

 

Diğer taraftan ailenin çocuğa karşı tutumunun iki temel öğesi vardır:

1-Sevgi

2-Disiplin

bu iki öğeyi dengeli ve birbirini bütünler tarzda özümsemesi sağlanmalıdır.

 

BAŞLICA SAĞLIKSIZ AİLE ÇOCUK İLETİŞİM MODELLERİ

1-Aşırı verici,koruyucu ve aşırı disiplinsiz tutum

2-aşırı itici,ilgisiz ve aşırı disiplinsiz tutum

3-Aşırı verici ve aşırı disiplinli,denetimli tutum

4-Aşırı itici ve aşırı disiplinli,ve aşırı cezalandırıcı tutum

5-Anne ve babanın tutumları arasında tutarsızlık oluşu

6-Aile içindeki çocuklara farklı tutumlar oluşu

7-Aile içi kutuplaşmaları

Bu kısa bilgilerden sonra şimdi okul çağı çocuklarını ilgilendiren başlıca sorunlara kısaca değinebiliriz:

 

ÇOCUKLUK ÇAĞI DEPRESYONU

Çocukluk çağındaki depresyonlar her zaman erişkinlerdeki gibi klasik depresyon belirtileriyle ortaya çıkmayabilir. Çocuğun okul başarı durumunda düşüş,arkadaşlarıyla ilişkilerinde zayıflama veya sorunlu,çatışmalı ilişkiler,okul uyumunda bozulma,şiddete eğilimli davranışlar,aile bireyleriyle çatışmalar vs. gibi belirtilerle ortaya çıkabilir. Çocuğun alışık olunan davranışlarının değiştiğini, beklenmedik tepkilerin ve davranışların ortaya çıktığını aile veya öğretmenleri fark edebilir bazen. Çocukluk çağı depresyonunun da birçok nedeni olabilmekle birlikte en önemli neden anneyle kurulan güven dolu ilişkide meydana gelen zedelenmelerdir.

Çocuk kendi gereksinimlerini karşılayamadığı için tam bağımlıdır ve bu nedenle de çocukluk çağı depresyonunun en sık olarak karşımıza çıkan durum anneden yada anne yerine geçen kişiden ayrılmadır.

-6 aylıktan sonra çocuk ayrılmayı fark eder.

-ayrılmayı takiben önce şiddetli ve uzun süreli ağlamalar,huysuzluklar görülür çocuk bir türlü yatıştırılamaz.

-2-3 hafta sonra durgunluk ve içe kapanma başlar. Çocuk gittikçe kilo kaybeder,gelişimi belirgin şekilde gerileyebilir

-anne 3 ay içinde dönerse bebek giderek eski durumunu alır. Bu duruma “kısa süreli anne yoksunluğu sendromu” diyoruz. Ayrılık üç ayı geçerse durumda geriye dönüş ve iyileşme çok sınırlı olur ve “uzun süreli anne yoksunluğu” sendromu gelişir

 

ÇOCUKTA AYRILMA ANKSİYETESİ BOZUKLUĞU

Çocuğun bağlı ve bağımlı olduğu kişiden (anne,baba yada çocuğa bakan kişiden) ayrılması özellikle 1-3 yaşları arasında sıklıkla bu duruma neden olur.

Çocuk ayrıldığı kişiyi kaybetme korkusuna kapılabilir ve kendisini çaresiz hissedebilir.

Bu korku zaman içinde çocuk başkalarıyla ilişkilerini geliştirmeyi öğrendikçe azalır.

Bu dönemlerde anne babanın çocuğu kendisini terk etmekle korkutması veya şakalaşması bu korkuları derinleştirebilir.

Anne babasının kendisini bırakıp gideceği ve bir daha geri dönmeyeceği korkuları çocuğun tüm yaşamını etkileyebilir.

-Ayrılma anksiyetesinin en sık görülen ve bilinen türü okul fobisi olarak bilinen durumdur.

 

OKUL KORKUSU (OKUL FOBİSİ)

Okul Fobisi iki şekilde ortaya çıkabilir:

Ya ani bir şekilde yani birden bire ortaya çıkar.

Veya sinsi bir şekilde yani zaman içinde yavaş yavaş artarak,ufak tefek isteksizlikler,nazlanmalar veya şikayetlerle başlayıp okula gitmek istememekle sonuçlanır.

 

Okul fobisi anaokuluna ve/veya ilkokula başlayan çocuklarda daha sık görülür.

-ülkemizde anaokulu zorunlu olmadığından bu dönemde daha az görülmektedir.

-Lise yıllarında da görülebilmekte ancak yaş ilerledikçe görülme sıklığı azalmakla birlikte tedavisi güçleşmektedir.

Okul fobisinin okul çağındaki çocuklar arasındaki sıklığı : %1-8 arasında değişmektedir (ortalama 100 çocuktan 5’inde).

-Okul korkusunu ortaya çıkaran etkenler ne olursa olsun kaynağı genellikle anneden ayrılma korkusudur.

Okul fobisi olan çocukların ailelerinde 5 çeşit etkileşim sık görülür;

 

1-Anne yada baba sürekli sıkıntılıdır ve kendilerine bir şey olacağından korkmaktadırlar.

2-Anne-baba çocuğa okulda,yolda bir şey olacağından korkmaktadırlar.

3-Anne yada baba genel tutumlarında çocuğun kendilerine bağlı ve bağımlı kalmasını istemekte ve desteklemektedirler.

4-Çocuk kendi yokluğunda anne-babasına bir şey olacağından,yada kendisini bırakıp gideceklerinden korkmaktadır.

5-Çocuk anne-babasının yokluğunda kendisine bir şey olacağından korkmaktadır.

 

Bu çocuklar genellikle başarı kaygısı yüksek,uslu,uyumlu,aşırı onay bekleyen,ailesine bağımlı çocuklardır.

 

Tedavi:

1-aile danışmanlığı

2-aile tedavisi(ailedeki sorunlu yapı ve ilişki biçimi ele alınarak çözülür)

3-psikoterapi

4-davranış tedavisi

5-ilaç tedavisi

Çocuğun kendine özgü koşullarına bağlı olarak hangi tedavi seçeneklerinin daha uygun olduğuna çocuğun tedavisini üstlenen psikiyatr karar verecektir.

 

 

ENÜRESİZ(ALTINI ISLATMA)

 

Çocuk 3-5 yaşları arasında idrarını gece-gündüz tutabilecek biyolojik olgunluğa erişir. Bu yaşlardan sonra ayda en az iki kez gece yatağını,gündüz donunu ıslatması bir bozukluk olarak değerlendirilir.

-Sıklık ortalama olarak %10-20 arası

-ailesel(genetik) yatkınlık söz konusudur çoğunlukla. Araştırıldığında anne yada baba tarafındaki akrabalarda da olduğu anlaşılır.

-psikolojik etkenler:

yeni bir kardeşin doğumu

annenin aşırı disiplinli ve titiz ve baskıcı tutumuna tepki

ailede ölümler,hastalıklar,ayrılıklar,geçimsizlikler yada okulda başarısızlıklar gibi yaşam olaylarının oluşturduğu anksiyeteye (sıkıntıya) tepki

ailenin aşırı koruyucu ve hoşgörülü tutumuna karşı çocukta bebeksi kalma eğiliminin gelişmesi

-Çoğunlukla ergenlik çağına kadar kendiliğinden geçer. Ancak bu beklenmemeli ve tedavi edilmelidir.(Aksi durumda çocukta özgüven zedelenmesi,suçluluk psikolojisi gelişebilir).

 %1 kadarı da erişkinlik çağına dek sürer.

Tedavi:

Yukarıdakiyle aynı.Aşırı cezalandırıcı tutum ve aşırı hoşgörülü tutum zararlı.

 

KEKEMELİK

Genellikle 12 yaşından önce ve çoğunlukla 2-7 yaşları arasında başlar.

Ortalama olarak toplumda %1 civarında bir sıklığa sahiptir. (bizim ülkemizde yapılan araştırmalarda daha sık bulunmuş)

erkek çocuklarda daha sıktır

2-3,5 yaşları arasında fizyolojik kekemelik dediğimiz geçici bir kekemelik dönemi görülebilir. Kısa ve basit bir ifadeyle,çocuğun düşünme hızı konuşma hızından fazla olduğu için ortaya çıkar.

ailesel yatkınlık olabilir

kekemeliğin başlangıcında korku en önemli rolü oynar sıklıkla

Hafif vakaların üçte ikisi kendiliğinden düzelir. 4/5i de ergenlik çağında geçer.

Tedavi:

Zorlanmamalı, çocuk takıldığında müdahale etmemeli ve dikkati başka yöne çekilmelidir.

Çocuğun konuşma problemi nedeniyle bir özgüven zedelenmesi yaşaması engellenmeli ve olumlu özelliklerine odaklanması sağlanmalıdır.

 

DİKKAT EKSİKLİĞİ VE HİPERAKTİVİTE

En önemli belirti dikkat eksikliği,aşırı hareketlilik ve ataklıktır (impulsivity).

Bu hareketlilik belirli bir amaca yönelik değildir.

Dikkat eksikliği ve dikkatini belli bir konuda yoğunlaştıramama nedeniyle okul başarısızlığı ortaya çıkar

Kişilerarası ilişkilerde sorunlar ve uyum problemleri görülür.Örneğin ders sırasında dikkati dağıldığı için farkında olmadan diğer arkadaşlarının da   dersi izlemesine engel olup onların tepkisini çekebilir.

Ergenlik öncesi çocukların ortalama % 5-10’u bu problemi (sendromu) yaşamaktadır.

Genellikle fark edildiği yaş 3-4,ancak sıklıkla okula başladıktan sonra öğretmenin uyarısıyla hekime getirilirler.

10 yaşından sonra aşırı hareketlilik azalır ancak tedavi yapılmıyorsa okul ve davranış sorunları devam eder.

 

Tedavi

1-İlaç tedavisi

-Ritalin(Metilfenidat)

-Pemolin

-Bazı antidepresanlar

2-psikoterapi